TÜBİTAK > KURUM BİLGİLERİ > Bilim ve Teknoloji Haberleri RSS RSS  |  İletişim / Bilgi Edinme  |  Yardım  |  Site Haritası  |  English
TÜBİTAK
TÜBİTAK içerisinde ara
 
Ayrıntılı Arama
Çocuk
Genç
Öğretmen
Akademisyen
Sanayi
KAMU
KURUM BİLGİLERİ
Genel Bilgi
Başkanlık Birimleri
Destekler ve Burslar
Mevzuat ve Politikalar
Stratejik Yönetim Belgeleri
İnsan Kaynakları
Kurumsal Haberler
Bilim ve Teknoloji Haberleri
BTYK
İhaleler
MERKEZ ve ENSTİTÜLER
YAYINLAR
İSTATİSTİKLER
BASIN ODASI
e-TÜBİTAK
Hızlı Erişim





Kivu Gölü
Kivu Gölü

Tabanında birikmekte olan tehlikeli miktarlardaki karbondioksit ve metan gazları Ruanda ve Kongo sınırında yer alan Kivu Gölü’nü saatli bombaya çeviriyor.  Bilim insanları gölün tabanında biriken bu uçucu karışımın ne zaman patlayabileceğini kestiremiyorlar, hiçbir uyarıda bulunmadan yarın patlayabileceği gibi bir bin yıl boyunca sessiz de kalabileceğini söylüyorlar. Volkanların ve depremlerin etkilerine açık bir alandaki göldeki olası bir patlama yakınlarında yaşayan ve çoğu mülteci olan 2 milyon insanı tehdit ediyor.

13-15 Ocak 2010’da, Ruanda’da uluslar arası bir araştırmacı grubuyla Kivu Gölü için çalıştay toplanacak. Çalıştayda bilim insanları volkan bilim,  tektonik ve limnoloji (suyun kimyasını inceleyen bilim dalı) bilgilerini bir araya getirecekler.  Çoğu bilim insanı gölün oldukça kararlı bir durumda olduğu görüşünde olsa da, bulunduğu bölgenin depremlere açık ve volkanik olarak aktif olması şüphelere neden oluyor.

Kivu Gölü’üne benzeyen bilinen iki göl daha var: Kamerun’da yer alan Nyos ve Monoun Gölleri. Monoun Gölü, 1984 yılında saldığı karbondioksitle 37 kişinin ölümüne denden oldu. Nyos Gölü’yse, 1986 yılında büyük miktarlarda karbondioksit salarak yakınlarında yaşayan 1700 insanın boğularak ölmesine neden oldu.

Kivu Gölü’nün en büyük sorunlarından birisi ‘nefes almaması’. Tropikal iklimin de yardımıyla gölün katmanları durağanlaşıyor; karışmıyorlar, yer değiştirmiyorlar. Oysa daha soğuk iklimlerde göl suları alt ve üst tabakalar arasında dolaşır, buradakine benzer bir gaz birikmesi gerçekleşmez. Kivu’yu hem ılıman hem de tropikal iklimlerde yer alan göllerden ayıran bir diğer özellik de sıcak tuz kaynakları. Yer altı suları lava çatlaklarının ve küllerin arasından süzülerek bu kaynakları oluşturuyor ve gölü iyice durağanlaştırıyorlar. Düzenlenecek çalıştayda, sıcak tuz kaynaklarının göle etkisinin farklılaşan iklimle ve volkanik faaliyetlere nasıl değişeceği tartışılacak.

Araştırmacılar, Kivu Gölü’nün taban katmanında çözülmüş halde duran bu gaz karışımın karasızlaşıp bir tehdit oluşturmasını sağlayabilecek birkaç etmen sıralıyorlar. Olası bir deprem, volkanik bir patlama, toprak kayması ya da Ruandalıların ve Kongoluların gölden metan gazı çıkarma girişimleri. 2008’de göle yakın bir deprem meydana geldi ve 2002’de 18 kilometre uzağında bir volkanik patlama gerçekleşti. Her iki olay da bilim insanları korkuttu ancak gölde bir hareketlilik yaşanmadı.

Bilim insanları gölü bir şampanya şişesine benzetiyorlar. Taban tabakasının üzerindeki 300 metre derinliğindeki su, karbondioksit gazının dışarıya çıkmasını engelleyen bir tapa görevi görüyor. Tapanın basıncı yettiği sürece gaz suda çözünmüş halde bekleyecek. Tapayı kaldırırsanız oluşan baloncuklar oluşacak ve yüzeye ulaşacak. Araştırmacıların yanıtını aradıkları soruysa bu olayın ne kadar patlayıcı olabileceği.

Çeviri: Özden Hanoğlu
Kaynak: http://www.physorg.com/news177606996.html
Fotoğraf: www.wikimedia.org
 

17.11.2009
  Yazdır

©2007-2011 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu. Her hakkı saklıdır. İletişim